Bugün; 04 Temmuz 2008 - Cuma
 ANASAYFA
 HABERLER
 FLASH HABERLER
 GURMEDEN
 SEÇTİKLERİMİZ
 AKTİVİTE REHBERİ
 BAR REHBERİ
 İÇKİLER
 KOKTEYL TARİFLERİ
 YENİ ÜRÜNLER
 DEDİKODU KAZANI
 YAZARLAR
 EDİTÖRDEN
 
Önümüzdeki ilk seçimlerde kime oy vereceksiniz

AKP
CHP
MHP
DP
DİĞER
Sonuçlar

Zeynep 'in Köşesi

Kahvehaneler





TAPDK" dan piyasaya mesaj
ARTIK HERKES AYAĞINI DENK ALMALI


Tütün, Tütün Mamülleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) sektörün en tepesinde yetki ve sorumlulukları büyük olan önemli bir kurum, Tütün ve alkollü içkiler piyasasını düzenleme ve denetleme amacıyla 2002 yılında kurulmuş olan TAPDK’nın başkanlığına 2 ay önce, geçmişi başarılar ve önemli görevlerle dolu Kazım Çalışkan atandı. Bu görevine kadar, çalıştığı ve başkanlığını yaptığı kurumlarda hep kendinden söz ettiren, önemli projelere imza atan Kazım Çalışkan tam anlamıyla bir görev ve proje adamı. Başkanlık görevi yaptığı kurumlarda, yürüttüğü ve uygulamaya koyduğu projeler ve ilkelerle damgasını vuran Kazım Çalışkan, hazırlıklarını yaptığı ve yakın zamanda uygulamaya koyacağı projeler ile, kayıt dışılık ve haksız rekabetle boğuşan sektörü düzene sokacak. Başkan olduktan sonra Anadolu Ajansı dışında hiçbir basın kuruluşuna röportaj vermeyen TAPDK Başkanı Kazım Çalışkan, ilk röportajı sektörün nabzını tutan, sektörün en köklü ve tek dergisi olan Barmagazin’e verdi. Sektöre yönelik önemli açıklamalar ve mesajlar veren TAPDK Başkanı çalışkan; kurum, sektör ve sektöre yönelik uygulayacağı projeler ve yeni düzenlemeler hakkındaki sorularımızı alçak gönüllükle yanıtladı.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1968 Çanakkale Biga doğumluyum. İlk, orta ve lise tahsilimi Biga’da tamamladım. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’ni 1986-1990 yılları arasında bitirdim. 1991 yılında Gelirler İdaresi Başkanlığı’nda memur olarak 7 ay çalıştım, daha sonra hesap uzmanlığı yardımcılığı sınavını kazandım ve hesap uzmanlığına intisap ettim. Daha sonra hesap uzmanlığı, baş hesap uzmanlığı unvanlarını aldım. 2001-2003 yılları arasında Amerika’da Boston Üniversitesi’nde Financial Economics finansal iktisat alanında master yaptım. Amerika’dan döndükten sonra Gelirler İdaresi Başkanlığı’nda bu kez daire başkanı olarak göreve başladım. Orada teşviklerden, gelirlerden, yatırım indiriminden sorumlu daire başkanıydım. O daire başkanlığı görevimin 6-7 ayında sayın maliye bakanına vergisel konularda danışmanlık görevini ifa ettim. Daha 2005 yılının Nisan ayında Gelirler İdaresi Başkanlığı’ndaki daire başkanlığı görevimden Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na başkan yardımcısı olarak atandım. 23 Ekim 2007 tarihine kadar da bu görevimi sürdürdüm. O dönemde Tekel, Sigara Sanayi ve Sigara Pazarlama’da Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptım. Aynı zamanda SEKA Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yaptım. O dönemde Tekel’in özelleştirmesinden sorumlu başkan yardımcısıydım aynı zamanda. Tekel projesiyle ilgilendik, Tekel’i ihale ilanına çıkılacak aşamaya kadar getirdikten sonra, Tütün üst Kurulu Başkanlığı görevine atandım. Yaklaşık 2 aydır da bu görevi yürütüyorum. Evliyim, 2 kız, bir erkek çocuğum var ve Galatasaraylı’yım.

TAPDK’yı bize tanıtır mısınız? Kurumun işleyişi, görevleri ve yetkileri neler?

TAPDK, sektörü liberalize ettikten sonra, Tekel’in özelleştirileceği varsayımından hareketle, düzenleyici fonksiyonları üstlenmiş olan şirket de özelleşince, düzenleme ve piyasa denetimi açıkta kalacak diye oluşturulmuş, 2002 yılında kurulmuş bağımsız bir üst kurul. Üst kurulun temel fonksiyonu isminde de saklı; hem tütün hem de alkol piyasasında bir yandan düzenleme diğer yandan da denetleme işlevini üstlenen bir kurul. Kurulumuz, tütün ve tütün mamulleri imalatı, ithalatı, ihracatı süreçlerine ilişkin düzenlemeleri yaptığı gibi, alkol başlığı altında da alkollü içkiler ve ham alkol, etil alkol ve metanol olmak üzere onların da aynı şekilde, üretimi, ithalat ve ihracatı konusunda gerekli düzenlemeleri yapmak ve bu düzenlemelere göre de faaliyet gösterilip gösterilmediğini denetleme fonksiyonunu üstlenen bir kuruluş. Ama şimdiye kadar, daha önceki dönemlerde yaşanan sıkıntılar nedeniyle, hem kuruluş sürecinde, fonksiyonlarının tam olarak netleşmemesinden kaynaklanan, hem de hükümet ile kurul arasında sıkıntılı bir süreç yaşanmış. Bu nedenlerden ötürü kurul, kendinden beklenen fonksiyonu tam anlamıyla yerine getirebilmiş değil. Kurulun düzenleme fonksiyonu, sektörlerin akışına yön vermek, onların önünden gitmek, mecralarını belirlemek ve mecra dışı olanları elemine etmektir. Düzenleme olarak sadece belge sirkülasyonuna dayalı işlem yaparsanız, o piyasayı düzenlemiş olmazsınız, sadece düzenlemiş görünürsünüz. Bizim amacımız bundan sonraki süreçte, sektörlere Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yapıyı dayatmak, onların belirlenen çerçevede faaliyet göstermelerini sağlamak ve diğer gelişmiş ülkelerden daha geri olmayan bir sistemi Türkiye’de kurmak. Bizim işimiz sadece belge üretmek ve belge denetlemek değil. Bizim görevimiz bu piyasaların uluslararası emsallerinin işleyişine uyumunu sağlamak. Ona göre düzenlemeler yapmak. Piyasanın aktörlerine eşit mesafede kalarak, nötr bir düzenleyici kurul olarak görünmeden düzenlemek.

Bu söylediklerinizin ışığında şu andaki durumu anlatabilir misiniz?

Şu anda durumda bir değişiklik yok, yani rutini devam ettiriyoruz. Çünkü, henüz mevcut eski açmazları henüz giderebilmiş değiliz. Ama iki önemli açmazımızı giderecek olan yasal düzenleme Maliye Bakanlığı’nda. İnşallah ya bu yıl sonuna kadar ya da 2008’in başında bu iki yasamız çıkacak. Bu iki yasa çıktığı zaman kurulumuz iki konuda yetkin kılınacak. Bunlardan biri personel almamıza imkan verecek. Böylece kurumumuzu ihtiyaç duyulan yetkin elemanlarla donatmış olacağız. O zaman kurumun organizasyonunu yeniden ele alacağız ve ihtiyaç duyulan elemanlarla teçhiz edilmiş bir kurul haline geleceğiz. Yaptırımlara ilişkin 4733’teki hükümler Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildiği için yaptırımlar açısından çok yetersiz kalınıyordu. Yapılan düzenlemeler yaptırımı sağlayacak cezalar olmadığı için kağıt üzerinde kalıyordu. Şimdi cezalara ilişkin yasa çıktığında bu görevimizi d daha etkin yapma imkanına kavuşmuş olacağız. Diğer kurumlarla da ilişkiler istenilen şekilde değildi. Şimdi bu işi çözdük. Diğer üst kurul ve kurumlarla olsun, bakanlıklarla olsun koordinasyon ve işleyişi sağladık. Röportaja gelmeden önce, Maliye Bakanlığı’nda Gelir İdaresi Başkanı ve ekibiyle birlikte, saha denetimlerinin değerlendirmesini yaptık. Maliye Bakanlığı riskli illerde 5 Aralık itibarıyla hem şirket hem de dağıtıcı düzeyinde bandrol denetimlerini başlattı. Riskli üreticilerin hepsi incelemede. Bir sonraki aşama sahadaki satış noktalarında olacak. Satış noktalarına ilişkin denetimi planlamayı görüştük. Biz de ortaya katkı sağlayacağız, ancak eleman sıkıntımız olduğundan, ihtiyaç duyulduğunda Tekel’den eleman alma hakkımızı kullanacağız. Buradan seçilecek elemanları saha denetimleri için eğitime alacağız, kolluk güçlerinden ve gelir idaresinden de birer ekip oluşturulacak ve eğitimi alınacak. Eğitim süreci tamamlanır tamamlanmaz piyasada denetimlere başlayacağız.

Bu söylediklerinizin ışığında 2008’i TAPDK ve sektör için bir milat olarak kabul edebilir miyiz?

Tam söylediğiniz gibi, 2008 yılı hem TAPDK hem de sektör için bir milat olacak. Uyuyan devi uyandırıyoruz. Kurulu, tüm fonksiyonlarını en iyi şekilde ifa edecek halde getireceğiz. 2008 yılı itibarıyla kurul kendine yüklenen görevleri layıkıyla yerine getirecek hale gelecek. TAPDK, bugüne kadar çeşitli nedenlerle yapamadığı tüm görevlerini yerine getirecek hale gelecek. Biz daha bu işleyişi sağlayacak düzenlemeler, yasalar çıkmadan, hazırlıklarımızı yaptık, diğer kurullarla işbirliğini belirli bir aşamaya getirdik. Düzenlemeler çıkar çıkmaz, elemanlarımız sahada olacak. Yasanın çıktığı günün ertesi günü de bunu göreceksiniz.

Bu açıklamalarınızla sektör temsilcilerine de mesaj vermiş oldunuz...

Evet. 2008 milat olacak dedik. Bundan sonra artık herkes ayağını denk almalı. Artık eskisi gibi piyasada başıboşluk olmayacak, kimse istediği gibi at koşturamayacak. Bu söylediğimizi de öyle veya böyle sağlayacağız. Ve bunu da en kısa zamanda gerçekleştireceğiz, süresi de iki ayı geçmeyecek.

Kurum olarak üstlendiğiniz veya katkıda bulunduğunuz sosyal sorumluluk projeleri var mı?

Bizim ürünlerimiz toplumsal açıdan risk oluşturan ürünler. Bu tüm dünyada da böyle. Ülkelerde bu ürünlere yönelik düzenlemeler yapılırken, ürünlerin istenilen standartlarda satılmasını sağlama fonksiyonumuz var. Yani biz piyasadaki ürünlerin sağlık açısından istenen uluslararası kriterlere uygun olmasını sağlamak zorundayız. Bu önceliklerimiz arasında. Amerika veya Avrupa ülkelerindeki ürün standardı neyse, bunu ülkemizde de sağlayacağız. Bu ürünlerin standardı toplumsal açıdan önemli, çünkü bu ürünler riskli ürünler. İçeriğinin iyi denetlenmesi lazım. Bir yandan da bu ürünlerin zararlarından toplumu korumak ve doğabilecek zararlar konusunda toplumu uyarma görevimiz de var. Sigaranın zararlarının önlenmesine ilişkin, Dünya Sağlık Örgütü ile başlattığımız Ulusal Tütün Kontrol Çerçeve Programımız var. Bu konuda dünya ülkelerinde hangi önlemler alınıyorsa, hangi uygulamalar varsa Dünya Sağlık Örgütü’nün temel stratejileri çerçevesinde bir strateji oluşturuyoruz. Biliyorsunuz Meclis’te 4207 sayılı yasa görüşülüyor. Bu yasa ile toplumsal duyarlılık had safhaya gelecek. Öbür taraftan alkol, yine Dünya Sağlık Örgütü’nün duyarlı olduğu ürünlerden biri. Dünya Sağlık örgütü, tütünde olduğu gibi alkolün zararları konusunda da bir çalışma hazırlığı içerisinde. Bu çerçevede biz de ülkemizde bunu sağlayacak çalışmalar içerisinde olacağız. Yani bir yandan sektörün işleyişi sürecek, diğer yandan da toplumun bu ürünlerden en az zararı görmesini sağlayacak düzenlemeler yapılacak. Çünkü yasaklamak çözüm değil, doğru da değil. Tarihte de bunun çözüm olmadığı görülmüştür. Bizim amacımız, toplumu yeterli şekilde uyarmak. Bu konuda da çeşitli çalışmalarımız olacak.

Alkollü içkiler sektörünü değerlendirir misiniz? Pazar büyüklüğü, üretici, satıcı ve ithalatçı sayısı, yıllık üretim-tüketim gibi rakamlar verir misiniz?

Ülkemizde alkol ve alkollü içkiler piyasası 2 milyar avro civarında bir ekonomik değer yaratıyor. Bizim kurum kayıtlarına göre, alkollü içkiler piyasası 2 milyar avro, etil alkol 30 milyon avro ve metanol de 80 milyon avro civarında. bu alkollü içkiler sektöründen de yıllık yaklaşık 1 milyar avro vergi geliri var devletin. Alkollü içkiler sektörüne tarımsal ürün satan 150 bin çiftçi ailesi olduğu biliniyor. Piyasada bugün itibariyle 102 üretici, 155’i ithalatçı, 3 tanesi de hem ithalatçı hem üretici, 8’i de sadece işlemeci olmak üzere toplamda 268 firma faaliyette bulunuyor. Etil alkol 674, metanol 423 firma tarafından kullanılıyor. Yıllık yurt içi alkollü içki üretimi 900 milyon litre. Bu ürünlerin içerdiği alkol miktarı da, mutlak alkol üzerinden yaklaşık 70 milyon litre. Ülkemizde kişi başına yıllık tüketim birada 10.5 litre, şarapta 0.6 litre, distile alkol grubunda (Rakı, konyak, votka cin) 1.2 litre civarında. Bu rakamları diğer ülkelerle kıyasladığımızda büyük farklar olduğunu görürüz. Mesela bizde kişi başına yıllık bira tüketimi 10.5 litre iken, almanya ve Danimarka’da bu rakam 120 litreler civarında. Şarap bizde 0.6 litre, İtalya’da ise tam 100 katı, yani 60 litre. Distile alkollü içkilerde de durum aynı. Bizde 1.2 litre olan distile alkollü içki tüketimi, Avrupa ülkelerinde 25 litreler civarında. Özetle, Türkiye’de Avrupa pazarının 10’da 1’i kadar alkollü içki tüketimi söz konusu. Kayıt dışının da bu rakamların yüzde 10’u civarında olduğunu tahmin ediyorum. Bandrol uygulaması ile sektöre ilişkin rakamlar daha net şekilde ortaya çıkacak. Bandrol Türkiye’de kayıt dışılığı ciddi anlamda önleyecek bir uygulama. Bandrolde birkaç sıkıntı yaratan husus var. Onları da en kısa zamanda gidereceğiz. Bandroldeki açık noktaları gidereceğiz. Piyasa denetimlerini başlattığımız ve cezai yaptırımları uygulamaya başladığımızda, 100-150 kişi bu cezalara maruz kaldığında, ortalığın süt liman olacağını göreceksiniz. Bandrol öncesi ve bandrol sonrası rakamlar karşılaştırıldığında her şey ortaya çıkacak. Bandrolün de önemi daha iyi anlaşılacak. Zaten bandrolün amacı kayıt dışını sıfıra indirmek değil ki, bu da zaten mümkün olmaz. Dünyada da bu böyle. Biz bamndrol ile kayıt dışını gelişmiş ülkelerdeki düzeyde kontrol altına alırsak, amacımıza ulaşmış olacağız.

Sektör firmaları vergi indiriminin vergi gelirini artıracağını düşünüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ben bu konuda sektörde aynı görüşte değilim. Vergiyi yarı yarıya da indirseniz, kayıt dışına alışmış insan o yarım vergiyi de vermez. Vergi indirimi ile herkesin vergisini ödeyeceğini düşünmek, ham bir hayal. Bizim denetimlerimiz ne zamanki tam anlamıyla, sert şekilde işlemeye başlarsa, o zaman herkes ağlamaya başlayacak. O zaman firmalar verginin etkisini hissetmeye başlarsa, vergi indirimine ilişkin düzenlemeler yapılabilir.

Sektörde kimi zaman haksız rekabetten, kimi zaman kayıt dışı üretimden ve denetimsizlikten söz ediliyor... En büyük kaçak üretim hangi ürün grubunda?

Şu anda şarap ve rakıda kayıt dışılık var. Şarapta sıkı takiplerle üretici ve toptan dağıtıcılar nezdinde yapılan denetimlerle azaltılacak. İkinci aşamada da piyasa denetimleri ile bunu oturtacağız. Ben kayıt dışının çözüleceği konusunda kesin kanaat taşıyorum. Bununla paralel bizim şarabın ÖTV’sinde bir iyileştirme yapmamız gerekiyor. Bu konuda Maliye Bakanımızla da görüştük. Bu konuda yaptığımız çalışmalar Bakanımızın da bilgisi dahilinde. Vergilerde bir iyileştirme yapacağımız kesin. Rakı da ciddi anlamda kayıt dışı ticareti yapılan bir ürün. Rakıdaki kayıt dışılık ise şaraptakinden farklı. Rakıdaki kayıt dışılık, sektörde kayıtlı faaliyette bulunan, yatırımını yapmış firmalar, üretim iznine sahip firmalar kanalıyla yapılıyor. Bu da haksız rekabete neden oluyor, piyasayı bozuyor ve bunu önlemezseniz diğer firmalar üzerinde de ciddi baskı oluşturuyor. Şu an yapılan denetimler de bu tip firmalara ve onların dağıtıcılarına yönelik.

Kurumun görevini en iyi şekilde yapması için sektör firmalarının da katkısı, yardımı gerekiyor. Bu konuda bir sıkıntınız var mı? Destek görüyor musunuz?

Bu konuda şimdiye kadar bir sıkıntı yaşadığımızı söyleyemem. Derneklerle ve sektör temsilcileriyle görüşmelerimizi hemen hemen tamamladık. Fırsatık buldukça da görüşmelere devam ediyoruz. Benim yöneticilik felsefem doğrultusunda bir, düzenleme yaparken, o düzenlemenin ilgilendirdiği tarafların da görüşlerini mutlaka alıyorum. Bu bütün çalıştığım kurumlarda da böyle oldu ve bunun çok büyük faydasını gördüm. Gelir İdaresi’nde daire başkanıyken de, sirküler uygulamasını ilk getiren benim. Sirküleri internette yayınlayarak tarafların görüşlerini alma konusunun fikir babalarından biriyim. Sirküler ve tebliğ konusunda taslağı idarenin internet sitesinde yayınladık ve tarafların görüşlerini aldık, topladık, inceledik ve buna göre düzenleme yaptık. Bu da mükemmele yakın bir düzenleme oldu. Sadece bizim yapacağımız, tarafların görüşlerini almadan yapacağımız düzenlemede mutlaka bir eksik oluyor. Yapacağınız düzenleme ile bir bakıyorsunuz ki, bozduğunuz alanlar düzenlediğiniz alanlardan fazla oluyor. Aynı anlayışı burada da sürdürme eğilimim var. Burada da yapacağımız düzenlemelerde, yine aynı şekilde taslağı sektörün temsilcilerine açacağız, onların görüşlerini alacağız, sektörlerin aktörlerini toplayacağız ve sektörün temsilcileri olan derneklerin bu konuda çalışma yapıp bize sunmasını isteyerek, bunları potamızda eriterek karar vereceğiz. Olabildiğince sektörle interaktif bir ilişki tarzı geliştirme düşüncemiz var.

Sizce sektörün bir çeki-düzene ihtiyacı var mı?

Kayıt dışılık alanında yapacağımız düzenlemelerle çeki-düzen de sağlanmış olacak.

Kurumda, özel şirketler için “görüşme odası” uygulaması başlattınız? Buna neden ihtiyaç duydunuz?

Kurumdaki diyalog tarzını rahatsız edici bulduğum için bu “görüşme odası” uygulamasını başlattım. Sektör aktörleri kendi işlerine ilişkin bir konuda ilgili uzmanın direkt odasına girip, sürekli koridorlarda gezinmesi rahatsız edici. Çünkü bulunduğunuz ortamda sektörün diğer aktörleri için de kararlar alınıyor. Burayı yol geçen hanına çevirmiş olan firmalar vardı. Kendi işini takip eden firmalar kendi işini takip ederken, diğer firmaların işlerine ilişkin bilgilere de ulaşma riski var. Kurumlarda bilgilerin gizliliği önemli. Böyle bir ortamda da bilgilerin gizliliğini sağlamak zor. Bunu önlemek için bu uygulamayı getirdik. Kimse yukarıya, katlara çıkamayacak. İşi olan, derdi olan gelir girişteki görüşme odasına görüşeceği personeli çağırır, orada görüşür.

Buna benzer başlattığınız başka uygulamalar da var mı?

Olacak tabii. Oluyor da zaten. Acil gördüğümüz konularda hemen uygulamaya geçtik. “Görüşme Odası” bunlardan biriydi. Bir diğeri de işlemlerde şeffaflık, objektiflik ve herkese eşit muamele konusuydu. Herkesin işlemi, evrak giriş sırasına göre yapılacak. Kimsenin evrakı diğerinin önüne geçemeyecek. Herkesin evrakı sırasında olacak. Bazıları işlerinin yavaşladığından şikayet ediyor olabilir. Bunlar işleri daha önce daha hızlı yapılanlardır. Herkes bize eşit mesafede. Kimin evrakı ne zaman bize geldiyse ve ne zaman bitmesi gerekiyorsa o zaman biter. Kimseye öncelik yok.

Kurumunuzun geleceğe dönük vizyonu nedir? Bu vizyonu gerçekleştirmek için ne gibi projeleriniz var?

Geleceğe dönük vizyonu gerçekleştirecek projeleri adım adım başlattık. Sadece mevcut rutine boğulmak şeklindeki yapıyı, daha yönlendirici, daha vizyoner, daha geleceğe dönük hamleleri yapabilen hale getireceğiz. Her bir sıkıntıyı bir kısa, orta ve uzun proje çerçevesinde çözmek gibi bir yaklaşımımız var. Mesela personel sorunumuz var dedik. Hemen nerelere, ne nitelikte ve kaç personele ihtiyacımız olduğunu belirledik. Cezai yaptırımlar konusunda daha başarılı olabilmek için eksikleri tespit ettik, mevcut uygulamalara ne ilaveler yapmamız gerektiğini belirledik. Personel eğitimi konusunda eğitim grubu oluşturduk. Daha elemanlar alınmadan onların hangi birimlerde, ne şekilde çalışacağına ilişkin almaları gereken eğitim konularını belirledik, eylem planı koyduk ortaya. Laboratuvar çalışmamız var. Sadece sigara konusunda değil, alkollü içkilerin de içeriğini denetleyebilecek bir laboratuvar olacak. Laboratuvar konusunda da bir hedef koyduk. Bu da, şu ana kadar sigara ve alkol konusunda kurulmuş en donanımlı laboratuvarı kurmak. Ulusal tütün kontrol programına ilişkin her bir çalışma gruplarının eylem adımları için projeler oluşturuyoruz. Piyasa denetimleri konusunda denetim grupları oluşturduk. Bandrol denetimleriyle birlikte, perakende satış noktalarında, tüketicinin aldığı ürünün sahte veya kaçak olup olmadığını, legal ürün olup olmadığını denetleyebileceği, ucuz maliyetli bir sistem getirmeye çalışıyoruz. Yani üretici aldığı ürünün bandrolünü bu cihazda kontrol edebilecek. Bandrolü üreten firma, bandrolün sahip olduğu özellikleri test edebilecek değişik alternatifler üzerinde çalışıyor. Getirdiği çözümler pahalı olursa, biz parayı kontrol etmede kullanılan 8-10 milyonluk mor ışık sistemini getireceğiz. Bunu her bakkal koyabilecek. Tüketici ürününü aldığı zaman, bandrolünü bu cihazın altında tutarak aldığı ürünün sahte olup olmadığını görebilecek. Bir diğer yeniliğimiz de Call center olacak. Taşınacağımız yeni binada bunu uygulamaya sokacağız. Satıcılık ve dağıtıcılık belgelerini elektronik ortamda direkt satıcılara ulaştıracak e-belge sistemi üzerinde çalışıyoruz. Bu da hem işleri hızlandıracak hem de şikayetleri azaltacak. Zaten, satıcı ve dağıtıcılar bu yıl son kez Tekel’e gidecek. Bundan sonra belgelerine elektronik ortamda sahip olabilecekler. 2008’den sonra sadece yeni başvuracak satıcı-dağıtıcılardan belge isteyeceğiz. Tüm verileri elektronik ortama gireceğimiz için, belge yenilemelerinde evrak istemeye gerek kalmayacak. Elektronik ortamda belge yenilenecek. Bunlar ilk aşamada ele alacağımız projeler.

2008 yılında uygulamaya sokacağınız yeni uygulamalar neler?

İthalata uygunluk belgesi zorunluluğunu kaldırıyoruz. Bunun yerine sadece bildirim alacağız. Bu belgenin alınması için istediğimiz belgeleri iletmek yetecek. İşiniz sadece kontrol belgesi ile çözülmüş olacak. Bu uygulama da ithalatçıyı rahatlatacak ve işlerini hızlandıracak. Çünkü, bu işlem 3 ay gibi bir süreyi buluyordu. 2008’in sürprizlerinden biri de bu belgenin kaldırılması olacak.

Aşmak için neler yapacaksınız?

Cezai yaptırımlar, personel alımı ve bina sorunlarımız vardı. Bunları çözdük. Diğer kurumlarla, Tarım, Maliye Bakanlıkları ve gümrükten sorumlu bakanlık ile ilgili iletişimi ve koordinasyonu sağladık.

Sektörün AB’ye uyumu konusunda neler söyleyeceksiniz...

AB’ye uyum konusunda 2 sıkıntımız vardı. Bunlardan biri ithalata uygunluk belgesiydi. Diğeri de şarap mevzuatının bir takım düzenlemelerin engel niteliğinde olması. AB’nin bu engellerin kaldırılması yönünde talebi var. Bunun için Tarım Bakanlığı ile koonrdineli şekilde çalışmalar başlatıldı.

Bandrol uygulaması ve sonuçları konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bandrol uygulaması gerçekten oldukça motdern, mükemmele yakın ve Avrupa’da ilk Türkiye’de uygulanan bir sistem. Brezilya’da ve Amerika’da uygulanıyor. Bandrol, elektronik olarak ürünlerin takibine imkan sağlıyor. Üretilen veya ithal edilen ürün miktarını otomatik olarak vergi idaresi ve TAPDK bilmiş oluyor. Bu bandrol uygulamasından aldığımız bilgileri, üretici veya ithalatçının bildirimleri ve bandrol miktarları ile o ürünlerin sisteme kayıtlı ürünlerin, toptancıdan bayiye gidiş aşamasını da bu elektronik el terminalleri ile izlemeye yönelik bir çalışmaya başladık. Bunu da önümüzdeki yıl içinde bitirmeye çalışacağız. Dağıtıcı el bilgisayarları ile malı satarken, dağıtırken bayilere, o bayinin bizden ruhsatlı olup olmadığını bilecek. Dağıtıcı o ruhsata sahip olan bayiye satış yapabilecek. Malı okutarak, hangi kodlu ürünlerin hangi bakkala, hangi satış noktasına gittiğini otomatik olarak girecek. Kodlar bazlı bayide hangi tarafından sağlandığı belli olacak. Denetim elemanı bayiye gittiğinde, satış noktasındaki ürünlerin gerçek olup olmadığını, kendisinde faturalı kodlardan olup olmadığını kontrol edecek, satıcısının hangi dağıtıcı olduğunu bilecek. Biz de tüketiciye kadar olan her aşamayı takip etdebileceğiz. Ülkemizde sirküle edilen gerek alkollü içki gerekse sigarayı çıkış noktasından nihai tüketiciye kadar olan her aşamasını izleyebileceğiz. Takibimiz dışında bir ürün kalmamasını sağlayacak elektronik bir sistem kuracağız. Bugünkü bandrol sistemi, her üretici ve ithalatçının ülkeye sunduğu malın miktarını gösteriyor. Bu miktar denkliğini sağlamak için bize imkan sağlıyor. Mesela bir firma 100 birim ithal etmiş ve 10 birimlik fatura kesmişse, 90 birim stoklarında olmalı. Eğer yoksa, bu 90 birim kayıt dışı satılmış demektir. Bandrol cezaları ve yaptırımları da ağır olacak 2008’de. 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası var. Bandrol sahteciliği ve dolandırıcılığı konusunda cezai yaptırımlar çok ağır olacak. Sahte bandrol var. Bunun sahte para basmaktan farkı yok. Verilen her bantdrolün hesabını soracağız. Bazı firmalar hala bu işin ciddiyetinin farkında değil. Şimdi bu bandrolsüz ürün satmayı önlemek için bilgilendirme ilanları hazırlıyoruz.

Rakının milli içki olarak tescili konusu var gündemde. Bu konudaki görüşünüz nedir?

Bu konu, vergi yönüyle gündeme gelen bir şey. AB ile yürütülen vergi müzakerelerinin başlaması için vergide viski ve rakının ÖTV’sinin eşitlenmesi isteniyor. Burada tabi Türkiye’nin argümanları kısıtlı. “Milli içki” argümanının da iyi anlatılması lazım, biraz meşakkatli bir çalışma. AB’de karar alıcı mercilerdeki üyelerin birebir ikna edilmesi gerekiyor. Bunun için hem sektör firmaları hem de bizim yetkililerimiz Maliye Bakanlığı öncülüğünde girişimlerde bulunuyorlar. Önemli bir konu. Türkiye’de tüketilen distile alkollü içkilerin içinde rakının payı yüzde 70. Bizim “Milli İçki” tescil konusunda şu ana kadar yaptığımız, Maliye Bakanlığı’na bilgi vermek. Yani böyle bir süreçte hangi argümanların kullanılması, nasıl kullanılması gerektiği gibi... Vergi düzenlemesi bakımında ele aldığımızda 3 yol var; Birincisi viskinin ÖTV’si rakının düzeyine düşürülür. İkincisi rakının ÖTV’si viskinin düzeyine çıkarılıyor. Üçüncü yol ise biraz viskinin ÖTV’si indirilir, biraz da rakının ÖTV’si yükseltilir. Maliye bakanlığı bu üç yoldan hangisini tercih eder bilemem. Rakının “milli içki” olarak tescili o kadar kolay bir şey değil. Onun milli içki olduğunu Avrupa Komisyonu’nda karara bağlatmanız gerek. Zamanında Dünya Ticaret Örgütü nezdinde bunun girişimleri yapılsaydı, iş şimdi daha kolay olurdu. Bu uzun soluklu ve zorlu bir süreç. Firmalar şimdi bir dernek kurdular ve bu dernek çerçevesinde AB’de girişimlerde bulunmaya çalışıyorlar. Bu konuda uzman kuruluşlarla çalışmak, altyapısını hazırlatmak, ülkenin argümanlarını ortaya doğru şekilde koymak gerekiyor. Bu konuda biz de elimizden geleni yapmaya çalışacağız.

Sayın Çalışkan, AA dışında basına pek demeç veren biri olmadığınızı biliyoruz. Sektörün ilk dergisi ve sesi olan Barmagazin’e gösterdiğiniz teveccüh için teşekkür ediyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Ben teşekkür ederim. Yayın hayatınızda başarılar diliyorum




Diğer Başlıklar
TAPDK" dan piyasaya mesaj
ARTIK HERKES AYAĞINI DENK ALMALI

SİGARA ZEHİR DEPOSU
ABD ÇAYI ÇAYKUR'DAN ALACAK
KAHVE ZARARLI MI?, DEĞİL Mİ?
İLK KAR KARTEPE'YE YAĞDI
MİLLERİNG THE NİTE DE-PHAZZ'I SUNAR
ETİ İLE "ÇİKOLATA KEYFİ" İKİYE KATLANDI
AB STANDARDI, TÜRK KAHVESİNDE 'TAKLİT AROMA'YI YASAKLIYOR
GÜRCÜ ŞARAPLARI TÜRKİYE'DE SATILACAK
ŞATO KALECİK ŞARAPÇILIK YÖNETİM KURULU BAŞKANI IŞIK: TÜRKİYE'DE ŞARAP TÜKETİMİ HER YIL 1 MİLYON LİTRE ARTIYOR'
YENİ RAKI 20 CL'LİK ŞİŞESİNDE
CL WORLD BRANDS TÜRKİYE'DE
EFE'DEN 'ÇİLİNGİR RAKI'SI
HEDEF 3 MİLYON LİTRE
İÇKİ SEKTÖRÜNE FUAR DESTEĞİ
YEŞİL ÇAY ALZHEİMAR'A İYİ GELİYOR
KÖNİG'DEN OCTABER FEST
YENİ DİK KAFANA HÜPLET
FRİTO LAY'DEN ÇOCUKLARA HEYECAN DOLU BİR MACERA: HIZLI TEKERLEKLER
RİTMİX, EN ŞAŞIRTICI PROJEYİ HAYATA GEÇİRİYOR
PROFİLO ÇAY MAKİNESİ İLE DEMLENMİŞ ÇAY KEYFİ...
CAPPY'DEN BAHARATLI DOMATES SUYUYLA KOKTEYL KEYFİ
DOLUCA'DAN VİLLA NEVA
EFES'TEN YİNE BİR İLK "EFES COOL BOTTLE
FİBa Holding Swissotel'i almak için pazarlıkta
AİİDD Başkanı Osman Ünlü: "Artık sesimizi duyun ve bu vergilere bir son verin"
70'lik rakılar toplanıp imha edilecek
Turizm 2004'de rekor kırdı
Hangi bitki çayı neye iyi geliyor
Yeşil çay sağlık iksiri
Kafein bağımlıları iş aksatıyor
Türkiye'de 7 milyon alkol bağımlısı, 30 milyon tiryaki var
Sahte rakı Meclis gündeminde
ASIRLIK TEKEL BİRASI'NA
TARİHİ SİRKECİ GARI'NDA PARTİ

Galip Yorgancıoğlu: ÖTV artışları
durumu bu hale getirdi

Her gün Çayın Yeni Faydası Keşfediliyor
Efes Dark yoldan çıkartıyor
Türkiye'nin Sadece %16'sı Şarap İçiyor
Zekiler daha zor sarhoş oluyor
Cilt Kanserine İlaç, Limonlu Çay
Gençlerde Alkol Kullanımı 3 kat Arttı


 ÜYE GİRİŞİ
 Kullanıcı
 Şifre
Yeni Üye | Şifreyi Unuttum

 BAR REHBERİ
 SÖZLÜK
 AYIN KONUĞU
DRINQA GENEL MÜDÜRÜ EROL MERTER İÇKİ ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞECEK
24 saat tüketilebilir bir içecek


İçeceklerimizin en büyük özelliği günün her saati, her ruh halinde içilebilir olmaları. Şimdilik 10 çeşit ürünle her damağa hitap etmeye çalışırken, yelpazeyi daha da genişleteceğiz.

 AYIN BAR KUŞU
O şarkılarında acıları, aşkları, ayrılıkları anlatıyor MARİZA 'İstanbul'da en çok çay içmek istiyorum'
O denizcilerin acılarını, aşklarını, ayrılıklarını anlatıyor şarkılarında …O tutkulu zarif ve bir o kadar da sıcak.. Bir demli çay kadar sıcak sohbeti de çay gibi…”İstanbul’da en çok çay içmek istiyorum” diyor…Mariza 2 Mayıs’ta İstanbul’da!!!...şarkılarını İşSanat’ta paylaşıyor olacak… Portekiz kültürünü dünyanın heryerine taşıyan , New york Times’ın yeni Maria Calas olarak iltifat ettiği Mariza’yla, fado ve daha neler neler hakkında konuştuk…

 AYIN MEKANI
ŞEHRAZAT RESTAURANT

Mavi Akım projesinin Samsun etabını gerçekleştiren ve birçok ünlü projeye imza atan Ahmet Ertuğrul’un asıl mesleği inşaat mühendisliği olsa da, eğlence dünyasının sadık müdavimlerinden olması, yeme içme sektörüne de yatırım yapmasına neden oldu ve Boğaziçi’nin tek ve en ünlü işkembe salonu ŞEHRAZAT, 16 Mayıs 2007 tarihinde Ortaköy’de hizmete açıldı.
Bir işkembe salonundan çok Fransız restaurantı dizaynında dekore edilen mekanın aydınlatma sistemleri dahil birçok malzemesi İtalya’dan getirtildi ve mimar Fatih İncemızrak tarafından, şık ve konsept bir mekan oluşturuldu.

AYIN İN LERİ / OUT LARI
Papermoon
Skyy
Viski etiketindeki tek türk Nadir Yelkenci
Kibar Ben
Kalamış Laila
Absolut
Sahte içki kullanımının yaygınlaşması
enerji-votka

   Anasayfa | Email
© Copyright 2001 Barmagazin